
Bölüm X: Kapıların Muhafızı
Dorothy ve arkadaşları, geceyi sarı tuğlalı yolun hemen kenarındaki şirin bir çiftlik evinde geçirdiler. Ev sahipleri oldukça misafirperverdi; onlara lezzetli yemekler sundular ve yumuşak yataklar hazırladılar. Ertesi sabah uyandıklarında, güneşin pırıl pırıl aydınlattığı bir dünyayla karşılaştılar. Ancak bu dünya, daha önce gördüklerinden çok farklıydı. Çevredeki her şey; ağaçlar, çiçekler ve hatta gökyüzü bile, taze bir bahar sabahının en canlı yeşiline bürünmüştü.
Yol ilerledikçe, evlerin ve çitlerin de yeşile boyandığını fark ettiler. Hatta buralarda yaşayan insanlar bile yeşil kıyafetler giyiyor, başlarına yeşil şapkalar takıyorlardı. Dorothy, “Sanırım Zümrüt Şehir’e çok yaklaştık,” dedi neşeyle. Gerçekten de, ufukta devasa bir parıltı yükselmeye başlamıştı. Bu, güneşin altında bir mücevher gibi ışıldayan Zümrüt Şehir’in ta kendisiydi.
Nihayet, sarı tuğlalı yolun bittiği noktada, şehri çevreleyen yüksek, kalın ve yeşil surların önüne ulaştılar. Surların tam ortasında, sayısız zümrütle bezeli muazzam bir kapı duruyordu. Kapının yanındaki gümüş bir zili çaldıklarında, küçük bir pencere açıldı ve içeriden yeşil bir ışık huzmesi süzüldü. Kısa süre sonra kapı ağır ağır açıldı ve karşılarına, boyu Dorothy’den pek de uzun olmayan, tepeden tırnağa yeşil giyinmiş küçük bir adam çıktı.
“Zümrüt Şehir’e neden geldiniz?” diye sordu Muhafız, meraklı gözlerle grubu süzerek. Dorothy, “Büyük Oz’u görmeye geldik,” diye yanıtladı; “Bize yardım edeceğini umuyoruz”. Muhafız bir an duraksadı. “Oz’u görmek her yiğidin harcı değildir,” dedi ciddiyetle; “O, kendini herkese göstermez. Ama madem bu kadar uzak yoldan geldiniz, sizi içeri alacağım. Ancak önce, bu gözlükleri takmanız gerekiyor”.
Muhafız, deri bir çantadan çıkardığı yeşil camlı gözlükleri her birine tek tek taktı ve gözlüklerin arkasındaki minik altın anahtarları çevirerek onları kilitledi. “Şehrin parlaklığı o kadar muazzamdır ki,” diye açıkladı Muhafız, “eğer bu koruyucu gözlükleri takmazsanız, gözleriniz o ebedi ışıktan kör olabilir”. Artık her şey ama her şey, Dorothy ve arkadaşları için derin, huzurlu ve büyüleyici bir yeşile bürünmüştü. Muhafızın rehberliğinde, Oz’un gizemli sarayına doğru, şehrin mücevherlerle döşeli sokaklarında yürümeye başladılar.