Bölüm XVII: Balonun Havalanışı

Dorothy, tam üç gün boyunca Oz’dan hiçbir haber alamadı. Bu günler, küçük kız için belirsizliğin ağırlığıyla geçerken, arkadaşları yeni kavuştukları benliklerinin tadını çıkarmakla meşguldü. Korkuluk, kafasının içinde devinen o muazzam düşüncelerden bahsediyor; ancak bunların sıradan ölümlüler tarafından anlaşılamayacak kadar derin olduğunu iddia ediyordu. Teneke Oduncu, göğsünde tıkırdayan kalbinin varlığını her adımda hissediyor ve bunun, etten kemikten olduğu zamanlardaki kalbinden çok daha nazik ve şefkatli olduğunu söylüyordu. Aslan ise yeryüzündeki hiçbir şeyden korkmadığını, bir orduyla ya da bir düzine Kalidah ile tek başına yüzleşebileceğini vakur bir edayla ilan ediyordu. Küçük kafilenin her üyesi halinden memnundu; Dorothy hariç. Onun tek arzusu, Kansas’ın o gri bozkırlarına yeniden ayak basmaktı.

Dördüncü günün sabahında Oz, nihayet Dorothy’yi huzuruna çağırdı. Taht odasına girdiğinde, sahte büyücü onu her zamankinden daha dostane bir tavırla karşıladı. “Otur küçük dostum,” dedi; “sanırım seni bu ülkeden çıkarmanın bir yolunu buldum”. Dorothy heyecanla atıldı: “Kansas’a mı?”. Oz dürüstçe itiraf etti; Kansas’ın hangi yönde olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu. Ancak ilk adımın o geçilemez çölü aşmak olduğunu ve bunun tek yolunun gökyüzü olduğunu biliyordu. Kendisi buraya bir balonla gelmişti, Dorothy ise bir hortumla savrulmuştu. Yeni bir hortum yaratmaya gücü yetmese de, bir balon inşa edebileceğine inanıyordu. Oz, balonun ipekten yapılması ve gaz sızdırmaması için tutkalla kaplanması gerektiğini anlattı. Sarayda bolca ipek vardı; ancak balonu havada tutacak gaz bu topraklarda mevcut değildi. Çözüm olarak sıcak hava kullanacaklardı. Sıcak hava, gaz kadar güvenilir olmasa da, hava soğuyup balon çöle çakılmadan önce onları karşıya geçirebilirdi. Oz, Dorothy’ye kendisinin de onunla geleceğini söyledi. “Artık bir şarlatan gibi yaşamaktan yoruldum,” dedi hüzünle; “saraya hapsolmak, halkımın gerçeği görmesinden korkmak beni bitap düşürdü. Seninle Kansas’a dönüp yeniden sirklerde çalışmayı yeğlerim”. Böylece hazırlıklar başladı. Dorothy iğne ipliği eline aldı; Oz ipekleri kestikçe, o da bu parçaları büyük bir titizlikle dikti. Oz’un estetik zevkiyle, balonun şeritleri açık yeşil, koyu yeşil ve zümrüt yeşili ipeklerden oluşuyordu. Üç gün süren emeğin sonunda, yirmi fit uzunluğunda, devasa bir yeşil torba ortaya çıktı. Oz, hava sızdırmazlığı için içini ince bir tutkal tabakasıyla kapladı ve bir çamaşır sepetini iplerle balonun altına sabitledi. Oz halkına, gökyüzündeki bir başka büyücü dostunu ziyarete gideceğini duyurdu. Meraklı kalabalık sarayın önünde toplandığında, Teneke Oduncu’nun yardımıyla büyük bir ateş yakıldı. Balonun ağzı ateşin üzerine tutulduğunda, ısınan havayla birlikte ipek gövde yavaş yavaş şişti ve görkemli bir şekilde yükselmeye başladı. Sepet yerden kesilmek üzereyken Oz içeri atladı ve halkına seslendi: “Gidiyorum! Ben yokken yerime Bilge Korkuluk hükmedecek. Ona bana itaat ettiğiniz gibi itaat edin!”. Sıcak hava balonu dizginlerinden kurtulmak için çırpınıyordu. “Çabuk Dorothy, acele et!” diye bağırdı Oz. Ancak Dorothy o kargaşada Toto’yu bulamıyordu. Toto, kalabalığın arasındaki bir kedinin peşinden koşmuştu. Dorothy köpeğini yakalayıp balona doğru koştuğunda artık çok geçti. Halatlar bir çatırtıyla koptu ve balon Dorothy’siz havalandı. “Geri dön! Ben de gelmek istiyorum!” diye haykırdı küçük kız çaresizce. Oz, sepetin içinden acı dolu bir sesle cevap verdi: “Geri dönemem canım yavrum! Elveda!”. Zümrüt Şehir halkı, “Büyük Büyücü”nün bulutların arasında kayboluşunu yaşlı gözlerle izledi. Oz belki de Omaha’ya sağ salim ulaşmıştı, bunu kimse bilemezdi. Halk onu her zaman sevgiyle andı: “Oz bize bu güzel şehri bıraktı, giderken de bizi yönetecek Bilge Korkuluk’u seçti,” dediler. Ancak Dorothy için o balonla giden sadece bir sepet değil, Kansas’a dair beslediği son büyük umuduydu.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25