Bölüm XI: Oz’un Görkemli Zümrüt Şehri

Yeşil gözlüklerin ardındaki dünya, en cesur hayallerin bile ötesinde bir ihtişama sahipti. Dorothy ve arkadaşları, mücevherlerle bezeli sokaklarda ilerlerken, binaların zümrüt yeşili mermerlerden inşa edildiğini ve kaldırımların bile değerli taşlarla döşendiğini fark ettiler. Şehrin sakinleri; yeşil tenli olmasalar da, tepeden tırnağa yeşilin en asil tonlarına bürünmüşlerdi ve bu yabancı gruba meraklı ama nazik bakışlarla yol veriyorlardı.

Nihayet şehrin tam merkezinde yükselen, surlardan bile daha görkemli bir yapının; Oz’un Sarayı’nın önüne ulaştılar. Saray Muhafızı onları içeri aldığında, kendilerini her köşesi yeşil ipeklerle ve zümrüt işlemelerle donatılmış geniş salonlarda buldular. Burada, her kahraman için ayrı bir oda hazırlanmıştı. Dorothy, ipek çarşaflı yatağında uzanırken, bir yandan Kansas’ı özlüyor, bir yandan da yarın karşılaşacağı o gizemli büyücünün hayalini kuruyordu.

Ertesi gün, görüşme saati geldiğinde önce Dorothy büyük taht odasına davet edildi. İçerisi o kadar parlaktı ki gözlükleri olmasa muhtemelen hiçbir şey göremezdi. Tahtın üzerinde, ne bir vücudu ne de kolları olan, sadece devasa ve canlı bir Kafa duruyordu. Kafa, gök gürültüsünü andıran bir sesle konuştu: “Ben Oz, Büyük ve Korkunç Oz! Sen kimsin ve benden ne istiyorsun?” Dorothy, küçük bir kız olduğunu ve Kansas’a dönmek istediğini anlattı. Oz’un cevabı ise soğuk ve keskindi: “Bana bir iyilik borçlusun. Batı’nın Kötü Cadısı’nı yok et, o zaman seni evine gönderirim.”

Sırasıyla diğerleri de içeri alındı ancak Oz, her birine farklı bir surette göründü. Korkuluk, karşısında ipekten kanatları olan, dünyanın en güzel Kadını’nı buldu. Teneke Oduncu, bir gergedandan daha iri, beş gözlü ve beş kollu korkunç bir Canavar ile yüzleşti. Korkak Aslan ise tahtın üzerinde duran devasa bir Ateş Topu ile karşı karşıya kaldı.

Oz, hepsine aynı şartı koştu: Batı’nın Kötü Cadısı ölmedikçe ne beyin, ne kalp, ne de cesaret verilecekti. Kahramanlarımız, saraydan ayrılırken derin bir keder ve endişe içindeydiler. Zira şimdiye dek sadece bir hortumdan kaçmışlar veya tesadüflerle hayatta kalmışlardı; oysa şimdi, ülkenin en güçlü ve en kötü varlığını yok etmek gibi imkansız bir görevle karşı karşıyaydılar.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25