Bölüm XII: Kötü Cadı’nın Peşinde

Yeşil sakallı asker, Dorothy ve arkadaşlarını Zümrüt Şehir’in sokaklarından geçirerek Kapıların Muhafızı’nın odasına kadar onlara eşlik etti. Muhafız, gözlüklerini tekrar o büyük kutuya yerleştirmek üzere kilitlerini açtı ve dostlarımız için şehirden çıkış kapısını nezaketle araladı. Dorothy, “Batı’nın Kötü Cadısı’na hangi yol gider?” diye sorduğunda Muhafız’dan ürpertici bir cevap aldı: “Oraya giden bir yol yok; zira hiç kimse o yöne gitmek istemez”. Kadını nasıl bulacaklarını merak ettiklerinde ise adam, Winkie topraklarına girdiklerini anladığı an cadının onları bulacağını ve hepsini köle yapacağını söyledi.

Dostlarımız, batan güneşe, yani batıya doğru, papatyalar ve düğün çiçekleriyle bezeli yumuşak çayırlar üzerinde yürümeye başladılar. Dorothy, sarayda giydiği ipek elbisenin artık yeşil değil, saf beyaz olduğunu; Toto’nun boynundaki kurdelenin de rengini kaybedip beyaza büründüğünü hayretle fark etti. Zümrüt Şehir çok geçmeden ufukta kayboldu. İlerledikçe arazi engebeli ve ıssız bir hal aldı; ne bir çiftlik ne de bir ağaç gölgesi vardı.

Ancak Batı’nın Kötü Cadısı, bir teleskop kadar güçlü olan tek gözüyle her yeri görebiliyordu. Şatosunun kapısında otururken Dorothy ve arkadaşlarını ülkesinde görünce hiddete kapıldı ve boynundaki gümüş düdüğü çaldı. Önce keskin dişli ve vahşi gözlü kırk kurttan oluşan bir sürüyü üzerlerine saldı. Teneke Oduncu, “Bu benim savaşım,” diyerek öne atıldı ve baltasının her bir darbesiyle kırk kurdun da kafasını bedeninden ayırarak onları bir yığın haline getirdi.

Cadı daha da öfkelenerek bu kez gökyüzünü karartacak kadar çok sayıdaki yabani kargayı gönderdi. Korkuluk, arkadaşlarının yere uzanmasını isteyerek kargaları tek tek yakalayıp boyunlarını kırdı ve Dorothy’yi bu saldırıdan korudu. Üçüncü denemesinde cadı, kara arı sürüsünü onları sokarak öldürmeleri için görevlendirdi. Korkuluk, içindeki samanları çıkarıp Dorothy, Toto ve Aslan’ın üzerine sererek onları gizledi; arılar Teneke Oduncu’ya saldırdıklarında ise iğneleri tenekeye çarparak kırıldı ve hepsi can verdi.

Sonunda cadı, elindeki en büyük kozu, Altın Başlık’ı kullandı. Büyülü sözleri fısıldadığında gökyüzü gürledi ve Kanatlı Maymunlar ordusu belirdi. Maymunlar, Teneke Oduncu’yu kayalıklara fırlatıp parçaladılar, Korkuluk’un samanlarını boşaltıp giysilerini bir ağacın tepesine attılar ve Aslan’ı bağlayıp şatoya götürdüler. Ancak Dorothy’nin alnındaki İyi Cadı’nın öpücüğü ve ayağındaki gümüş ayakkabılar karşısında ona dokunmaya cüret edemediler; onu sadece şatonun kapısına bıraktılar.

Cadı, Dorothy’yi mutfakta ağır işler yapmaya zorlayarak kölesi haline getirdi. Aslan’ı ise aç bırakarak ona boyun eğdirmeye çalıştı; fakat Dorothy her gece gizlice ona yemek taşıyordu. Cadı’nın tek arzusu Dorothy’nin gümüş ayakkabılarını ele geçirmekti. Bir gün kurduğu görünmez bir tuzakla Dorothy’nin takılıp düşmesini sağladı ve ayakkabılardan birini kaptı. Bu haksızlık karşısında çok öfkelenen Dorothy, kenarda duran su kovasını kapıp cadının üzerine boşalttı.

Kötü Cadı, dehşet verici çığlıklar atarak bir kahverengi şeker gibi erimeye başladı. “Suyun sonum olacağını bilmiyor muydun?” diye feryat ederek saniyeler içinde bir yığın halini aldı ve yok oldu. Dorothy, cadının kalıntılarını süpürüp gümüş ayakkabısını geri aldıktan sonra hemen avluya koşup dostlarını bu esaretten kurtarmak için harekete geçti.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25